Benson ve imamlar

benson
Sanatçı meyveli pasta üzerine şeker hamuru tekniği kullandığı bu eserinde her zaman sinirli bir ruh halinde olan kahramanı neşeli olarak yansıtmış.

Ders çalışmama bahanesi olarak “amaan savaş çıkıp seçim iptal olacak sınav hayli hayli iptal olur” dediğim için evde savaş çığırtkanlığıyla suçlandığım şu günlerde neyse ki araya Sezim’in doğum günü girdi de vicdan azabı duymadan zaten çalışmadığım dersleri bırakabildim.

Pastası için Sezim’in tercihi Sürekli Dizi‘den Benson oldu, sebebi ise “mordekay da iyice şerefsiz oldu” dediğimiz bölümlerden birinde Benson için çok üzülmüş olması akabinde de Benson sevgisinin tavan yapması.

Pastanın İçiBende Sürekli Dizi için soru işareti oluşmasının sebebi ise biraz daha farklı. Bilmem dizinin çizeri J.G.Quintel’in mordecai’ı seslendirmesiyle alakası var mı ama özellikle 5. sezondan sonra şov genel olarak bakın rigby ne kadar da şapşal ile mordecai’ın aşk hayatı arasında gidip gelmeye başladı. Yine bilmem çizgi dünyasındaki (hem çizer hem de okur) erkek egemenliğinden mi, dizideki rolü devamlı olan kadın kahramanlar zaten birilerinin sevgilisi iken bölümlük kahramanlardan da şu ana kadar sadece birkaç tanesi kadındı: şeytan susan, ladonna, benim favorim olan skips’in izdivaç programında tanıştığı botanikçi vd. ile mordacai’ın depresyonda iken tanıştığı klasik romantik komedide kıymeti filmin sonunda anlaşılan kız olarak giriş yapıp bölüm sonunda takıntılı psikopata dönüşerek dizinin kötülerinden olan cj ki sonradan o da sevgili kadrosundan diziye dahil oldu. Evet cj ne diye geri döndü ne diye aman mordecai – cj ne güzel çift temalı bölümler yapılıyor anlam veremiyorum.

Neyse konumuza geri dönecek olursak Benson’lı pasta fikri başta kolay gelse de Benson çok güzel neşeli olduğu için klasik sinirli Benson’dan ziyade neşeli bir Benson yapmak istedim ama maalesef ki Benson’ın pek de fazla neşeli hali yok.
Pasta için kullandığım Benson’ın yüzünün güldüğü nadir anlardan biri:

Zavallı Benson, Kas Adam'ın kendisine hediye ettiği eldivenlerin külottan yapılma olduğunu bilmeden sevinirken
Zavallı Benson, hediye eldivenlerin Kas Adam’ın donlarından yapılmış olduğunu bilmeden sevinirken, çok fenasın Kas Adam.

Aslında bu sefer sadece pastadan bahsedecektim ama son zamanlarda o kadar çok imam haberi çıktı ki iki laf etmeden duramadım maalesef. Mesleğini layıkıyla yapan imamları elbette ki tenzih ederim.

Öncelikle seçimde hile yapan imam çıktı, evet biliyorum bu bilmediğimiz şey değil sadece belgelenmiş oldu o kadar.

Akabinde bir başka imamın hayatına son verdiği haberi geldi, hayır ölüler üzerinden siyaset yapmak değil amacım ama her fırsatta cami yalanları söyleyen zihniyetin hayatına sebep olup ellerine kanını bulaştırdıkları arasına son olarak bir de imam eklendi onu demek istiyorum.

Sonra bir başka imam pahalı otomobil aldığı için vatandaşlarca eleştirilince yaptığının yanlış olmadığını söyledi.

Daha sonra başka bir imam da vatandaşlarla inatlaşmayı doğru bulup bu imama daha da pahalı bir araba verdi fırsattan istifade de kendine de yeni arabalar aldı.

-Burada belki bir not düşmekte fayda vardır, bu imamın elma kabuklarını atmayıp sirke yaptıran karısı gibi tasarruf yapıp kullanmadığı arabasını atmayıp başkasına vermiş olabileceği de ihtimal tabii-

Son olarak da elini kolunu sallayarak gezen dolandırıcılardan dert yanan bir başka imam cumhurbaşkanına hakaretten görevden alındı.

Bir de seçimlerle ilgili de iki çift laf söyleyeyim gideyim. Babaannemin gözü için gittiğimiz hastanede sıra beklerken -evet gerçek hayat akape reklamları gibi değil ne yazık ki- diğer bekleyenlerle muhabbet etme fırsatım oluyor ve gerçekten de akapeye oy verdiği için pişman olan insanlar görüyorum.

Bu arada broşür getiren akape kadın kollarından kadınlara “biz harama el uzatmayız” dediğimde keşke kadınlar “biz de uzatmayız kardeşim, demek ki sen de bizdensin” diyebilselerdi onun yerine “bize de CHP’den geliyorlar böyle demiyoruz” dediler halbuki ben parti ismi vermemiştim demek ki onlar da biliyor haram yemeyen partiyi.

Reklamlar

çatlak patlak yusyuvarlak

biliyorum bu BÖ olayını çok uzattım hem de gündemimiz dopdoluyken kendimden bahsedip bencillik yapıyorum ama muhtemelen bu son olacak sonuçta yeni nesil torun torba için önemli olacağını umut ettiğim bi olay ha tabi zaman değişir yeni şeyler çıkar da bizim torun tombalak “NiNé ßL0q Mu qhaLdı yhaw puhahaha 😀 😀 :D” derse ora ayrı tabi

efendim nihayet istanbul’a gidip plaketimi ve hediyeleri aldım bir tören anım olmadığından ben de bö’nün moda’daki ofisinin ne kadar güzel olduğunu anlatayım ilker bey‘in dediğine göre apartmanları 150 yıllıkmış ki kapı zilleri bile antikayız canım biz diye bağırıyordu resmen bu da dönüşte yanımda oturan hanım kızın ki kendisi turist rehberliğinde okuyor imiş dediği “ukelalık olmasın ama istanbul’dan sonra hiç bi yer bana o kadar güzel gelmiyor” lafına hak vermemi sağladı ha bana göre pek sevgili hemşehrim pınar‘ın dediği “her halde ömrüm boyunca burda yaşayabilirim” lafının haklılığı bittabi daha baskın

neyse efendim lafı daha da uzatmayayım bi önceki yazımda ailemin pek de bi sevinç gösterisinde bulunmadığını yazmıştım oysa annem hastanedeyken gelip sayfamı ziyaret etmiş eve gelir gelmez de “annecağzımın kıbrıs gezisi mi yazdın oraya selda’yı da yazmışsın iskenderun’da erken kalktığımızı da yaptıklarımızı hep yazmışsın” deyince babam da “biz yapmışız ödülü bu mu almış yani” dedi ve küçük çaplı bi isyan girişiminde bulundular ben de artık hediyeleri dağıtıp rüşvetle işi bağladım tabi işin şakası ama işte evde bi eğlence çıktı haliyle


bu arada bi eğlence de kardeşcağzımın doğum günü hediyesi olan tavşan oldu hatta isim konusunda ben hediye olsun diye ısrar ettiysem de sezim topik ya da topi gibi bi şey diyordu en son tabi ben eğlence desem de sanırım diğer ev hayvanları  için durum pek aynı değil

bulut‘unki babamın dediğine göre kıskançlıktanmış duman‘ınki ise malum hediye‘yi yemek olarak görmesi haliyle de evde zıp zıp zıplayan bi tavşanımız yok an itibariyle tabi kadıncıklar da bu durumdan haliyle memnun hoş hiç gelmemiş olsa onlar daha mutlu olurlardı sanırım oysa düşününce tavşan en ideal ev hayvanı hem ele alınıp sevilir hem de büyüyünce/sıkılınca karın doyurur hangi kedi ya da koyun yapabilir ki bu ikisini aynı anda tamam sustum

bir de geçen kasyeri kitap fuarında gördüğüm ve acayip hoşuma giden bi şeyi söyleyip gideyim karagöz hacivat oyuncağı
gerçi aslen ben bunu orda değil de evde çektiğim fotoğraflara bakarken yazıları okuyunca farkettim
sahneyi kurun çubukları takın ışığı yakın OYNATIN

ahanda zenne ile çelebi oynarken

keser döner sap döner gün gelir hesap döner

kaç zamandır şahsi nedenlerle bi şey yazdığım yoktu
ama akşam kanal b’de bekleme odası‘nda basınla ilgili sansürleri dinledikten sonra farkettim ki şimdi durma vakti değilmiş,
zira televizyonlar, gazeteler, dergiler, radyolar zaten hep yandaş medyanın elindeyken en azından blogumuzun başına geçip hayır canım o öyle değil böyle deme vaktiymiş

efendim gündemimiz malum anayasa ile meşgul
anayasa denilince akabinde gelen söz ise darbe anayasası bu da malum
ki buna da lafım yok ama lütfen kimsenin de şuna lafı olmasın
şimdi bu günkü anayasa ile 30 yıl evvelki darbe anayasası aynı mı, hiç değişmedi mi yıllar yılı?

önce ab ayağına her şey bi güzel elden geçmedi mi? -burda rahatsız olduğum nokta yapılan şeyin millet için değil ab için olması-
sonra bunlar gelip her gün bi pisliklerini örtmek için ordan burdan bi şeyler kırpmadılar mı?
yok canım sadece kelimeyi değiştirdik biz anlamda değişen bi şey yok deyip deyip her bi yerini bi güzel törpülemediler mi?
hatta hatta temel 3 maddeye bile el uzatmaya kalkmadılar mı?

hadi bunlara cevap hep hayır olsun bu hala darbe anayasası olsun ama
yenisinin kimsenin desteklemediği, sadece belli bi grup tarafından yapılan bi anayasa olması onu darbe anayasası olmaktan kurtarıyor mu allaseniz?
sivil deyip durdukları kelime anayasanın değil darbenin başına gelip nur topu bi sivil darbe anayasamız olunca hah tam istediğimiz buydu artık sırtımız yere gelmez evvel allah diyen biz değil deveye diken insana da bunlar deyip seçtiklerimiz olacak
zira makamlar kalıcı kişiler gidici olduğundan bi gün lan manyak mıydık biz nası oldu tüm bunlar herifçioğulları nası da kandırmış bizi hadi tez elden bunları yüce divana yollayalım dediğimizde atı alan üsküdarı geçmiş biz de elimizde sizvil darbe anayasamızla dımdızlak kalmış olacağız

hayır bi de şu var terdoğan hükümetinin yaptım oldu politikası ile demokrasiyi, demokratikliği insanlar nasıl bir tutuyor onu da anlayabilmiş değilim
arıncın ağlamasına kanıyor bu insanlar herhalde
hayır fettullah da ağlaya ağlaya kandırdı bunları eğer formül buysa bende buraya salya sümük ağladığım bi kaç video eklerim zor bi şey değil yani

neyse efendim şimdilik burada sözü bırakayım kaç zaman olmasına rağmen bi türlü uslu durmadığı için foturafını (fotoğraf demekten daha güzel bu) bi türlü çekemediğim köpeciğimiz bulut‘u takdim edeyim
böyle çirkin bi konuyla birlikte olmasını istemezdim ama daha fazla ertelemeyim istedim kendisini

not: başlık bekleme odasın’a gelen yorumlardan biriydi çok güzel olduğundan orda bırakmaya gönlüm razı olmadı
ayrıca madem buraya kadar da indiniz Mahzuni Şerif’in Keser Döner Sap Döner‘ini bi dinlemeden de gitmeyin

minik köpek kükredi kedi pır uçuverdi

fındık sabun'la fındık

 

efendim daha kediye doyup, ondan sıkılmadan bi de köpeğimiz oldu -elbette sıkıklmayız canım sadece lafın gelişi-

köpeciğimiz biraz etine dolgun olduğundan kediciğimizle boğuşurken kendisini biraz ezse de şimdilik durumlar iyi görünüyor 

ilk resimde fındık’ı uyurken

2. resimde ise sabun’la fındık’ı Sezim’in kucağında yine uyurlarken görebilirsiniz

 

bim bam bom… çok şükür dostlar… bizim de artık bi kedimiz var…

 sabun kedoş

evet, nihayet bi kedimiz oldu

1 mart 06 tarihli yazımda kedimizin artık aramızda olmadığını yazmıştım

ve nihayet -2 yıldan fazla bi zaman sonra- yeni bi kedimiz oldu

muhtemelen ben bunları yazarken kendisi bi yerlerde uyuyodur

böyle dedim diye de uykucu sanılmasın şimdi 

muhtemelen her kedi gibi biraz uykucudur tmm ama hem çok küçük -1aylık- hem de ailesinden yeni ayrıldı -8 çocuklu bi aileden geliyor da kendisi – zaten sürekli elimizde bu yüzden de pek uyuyamıyor açıkçası

Sezim uyuyup ben de bunu yazmaya oturunca o da rahat bi soluk almıştır tabi

son olarak da milli takımın yarı finale çıkışını da buradan tebrik edeyim