Etiketler

Namık Kemal’in hürriyetin ne kadar büyüleyici olduğunu anlatmak için “esaretten kurtulduk ama senin esirin olduk” dediği Hürriyet Kasidesi‘nde bir de şöyle bir beyit vardır:

Civânmerdân-ı milletle hazer gavgâdan ey bidâd
Erir şemşîr-i zulmün âteş-i hûn-i hamiyetten

Zalim’in milletin yiğitleri ile mücadele etmekten sakınmasını çünkü zulmün kılıcının vatanseverlerin kanının ateşinde eriyeceğini söyleyen Namık Kemal’in sözleri düşman devletler için olsa da en moda tabirle uzun, zalimin milletinin dininin olmadığını bir kez daha kanıtlmak için son olarak 14 yaşında bir çocuğu terörist ilan edip annesini kalabalıklara yuhalattı. Hoş, bu uzunun evlatlarına helal yedirmemekle övünen terör finansörlerine kefil olan rüşvet yedirmeyi hayır işi olarak gören biri olduğunu göz önünde bulundurursak elbette böylesi daha iyi.

Tabi bir de bir anneyi yuhalatmasının sebebi bir oğlu katil (sadece gemicik gibi bir kelimeyle Türkçe’nin katline sebep olması değil, gerçek katil. Kesinlikle bunu suçu övmek için söylemiyorum, elbtte ki her şey insanlar için bunun da bilincindeyim, benim sözlerim sadece herkes eşitken daha bi’ eşit olanlara), bir oğlu aptal olan (anlamıyorsun yav), bir kızı para pul ve villa işlerinden anlasa da görgü nedir bilmeyen (nasıl ki hırsızlık babadan oğula geçiyorsa görgü de anababadan öğrenilen bir şey, yine sözüm en temel haklardan sosyal ve siyasi hakları bile olmayıp kültürel haklara bi’ o eksikti gözüyle bakmak zorunda kalanlara değil, tiyatroya sonradan girip sakız çiğneyen eğitimli cahillere) düğün davetiyesi devlet uçağıyla gidip elden verilen bir diğer kızı ise para sıfırlama ve evrak imha konusunda cin fikirleri olan kocasıyla birlikte kağıt ögütücüsü meraklısı olan (alt kata şey yaparsan) ve eh nihayetinde kendi de köprüye adını ver de üstünden geçelim geyiklerine malzeme olan bir annenin bir taraflarını soğutmak için de olabilir.

Zamanüstü kasideden bir diğer beyit de şöyle:

Ne mümkün zulm ile bidâd ile imhâ-yı hürriyet
Çalış idrâki kaldır muktedirsen âdemiyetten

Zulümle, adaletsizlikle hürriyeti yok etmenin mümkün olmayacağını söyleyen Namık Kemal Gücün yetiyorsa çalış, insanlıktan anlama yeteneğini kaldır diyerek açıkça meydan okuyor. Haliyle uzunun twitter’ı engellemesi de kendini bir kez daha rezil etmekten başka bir işe yaramadı. Zaten beklentiler de çok daha büyük yolsuzluk, muta nikahı, yazıcıoğlunun ölümü ve son olarak da apoya verilen tavizlerle ilgili idi. Şahsen kimin kimle düşüp kalktığı benim umrumda değil e yolsuzluklar da kendi seçmeninin umrunda değil. Tadımlık olarak piyasaya sürülen palalılardan anladığımız kadarıyla evlerinde zor tutulan milyonların insan hayatına pek önem verdiği de söylenemez. Vaktiyle apo ile görüşen şerefsizken şimdi herifin Tayyip beni 3. adam yaptı demesi şeref kavramının da aslında pek o kadar önemli olmadığının göstergesi. Haliyle neyi niye yasakladı anlamak güç. Belki de benim olacak fıstık vurucam kırbacı gözüyle baktığı AOÇ’ye de olduğu gibi sırf söylediği bir şeyi yapmış olmak içindir.
Kardeşimin abla bir şey çıkmayacak boşa heveslenme demesine rağmen ben de deli gibi 25’inde bir şey çıkacak diye bekledim orası ayrı ama benimkisi çıkacak şeye göre uzuna olan tutumumun değişeceğinden değildi daha ziyade bunu bu kadar korkutan şeyin ne olduğu idi. Öğrenemediğimize göre yapılan pazarlıklar olumlu sonuç verdi demektir ki en azından seçimlerden önce Suriye’ye girmemiş olmakla avunabiliriz ki ben bu satırları yazarken onlar seçime bu yoldan gitmeye niyetli gözüküyorlardı.

Üzerindeki şüpheyi kaldırmaya çalışması gerekirken kendini zan aktında bırakacak işler yapmayı tercih edip soru bulamıyoruz gibi dandirik bir açıklama yapan ÖSYM’ye ise tek diyebileceğim bari zekamıza hakaret etmeyeydininiz olabilir ancak.

Madem bu yazıyı kaside üzerinden yazdım yine öyle bitireyim:

Ne yâr-ı cân imişsin ah ey ümmid-i istikbâl
Cihanı sensin azad eyleyen bin ye’s ü mihnetten

Nasıl bir sevgilisin gelecek umudu sen,
Sensin dünyayı bin dertten sıkıntıdan azat eden.

Reklamlar