Etiketler

, , ,

dövüş kulübü’nde patlayıp giden evinin ardından edward norton eksiksiz olmama çok az kalmıştı demişti
ikea’yı gezince ne demek istediğini çok çok iyi anladım

öyle ki ilk 10 dakika sonunda tamam dedim daha önce gördüğüm bütün mağazalar, dekorasyonlar, vitrinler hep yalanmış, benim ait olmam gereken yer burasıymış

oysa filmden asıl hatırlamam gereken edward’ın daha öncesinde pek çok kişi gibi ben de aykia’dan yuva kurma içgüdüsünün kölesi olmuştum Eğer akıllıca bir şey görürsem, örneğin yin-yang şeklinde küçük bir kahve masası, ona sahip olmalıydım dediği ya da tyler durden‘ın (brad pitt) sahip oldukların sonunda sana sahip oluyor demesini ya da biz tüketiciyiz tutkulu bir yaşam tarzının yan ürünleriyiz dediği imiş

zira bir isveç markası olan ikea için kesinlikle mobilya ve ev aksesuarları satıyor diyemem, nitekim edward’ın da dediği gibi hangi yemek takımının kişiliğimizi yansıtacağını sorup bize bir alışveriş sunmaktan ziyade yeni bir hayat satıyor zira bir koltuk almak için girip koltuğa uygun komodin, komodine uygun halı, halıya uygun şamdan, şamdana uygun çerçeve, çerçeveye uygun ayna ve en sonunda da aynaya uygun bir adet kişilik alıp çıkılıyor (biz sezim için bir adet masa lambası, benim için küçük kağıt kek kalıpları ve bulutun dökülen tüğleri için tüğ toplayıcı aldık)

hayır amacım ne satanlara ne de alanlara bir laf söylemek kaldı ki bana da düşmez zaten ama merak ettiğim komşusu açken tok yatan bizden değildirden tüketerek fark atmaya ne zaman geldik

neyse sosyal mesajımızı da verdiğimize göre davam edebiliriz

efendim biliyorsunuz ben yediğim içtiğim benim olsun gezdiğimi gördüğümü anlatayım diyen bir insan değilim her yaptığımı paylaşma ile dolup taşan biriyim ama bu sefer vakitsizlikten dolayı ne amcamın şurada şerbet için, burada balık ekmek yiyin nasihatlarına uyabildik ne de bir yer görebildik

izmir’de -o da trende- yediğimiz dışı çıtır içi yumuşak izmir simidi

ıslak sopayla dövülmeyi hakedip utanmadan söylüyorum isveç köfte

ve de artık klasikleşen kokoreç – turşu suyu

evet hem vakitsizlikten dert yanıp hem de olan vaktimi yiyip içerek ve ikea’da gezerek geçirince elde başka malzeme olmuyor haliyle ama şunların da güzelliğine bakın lütfen

tyler‘ın dediği gibi biz sadece tüketiciyiz ve mutluluğun sadece daha çok tüketmekte olduğuna inanıyoruz belki gerçekten kaybedecek bir şeyimiz kalmadığında özgür olacağız -ki o da çok çok ayrı bir hikaye artık kaybedecek neyim olduğunu ben bile bilmiyorum, millet boğazıma kadar geldi der oysa ben o kadar zamandır boğuluyorum ki artık ne zaman dibe vuracağımı merak eder oldum

Reklamlar