Etiketler

, ,

efendim geçenlerde şu balayı kelimesi aklıma takıldı
hayır kısa ya da uzun vadede böyle bir niyetim yok, zaten olaya yaklaşımım da bu yönde değil tamamıyla bir dilci edasıyla

öncelikle şunu söyleyeyim ki bu kelimenin birleşik bir kelime olduğunu idrak etmem oldukça geç oldu (hayır dün değil)
balayı benim için balta, balçık ya da balalayka gibi bir kelimeydi

ne zaman ki ingilizce karşılığı olan honeymoon u öğrendim (yabancı dil, insanın kendi zihnine tuttuğu aynadır’ı bize öğreten Kadir Cangızbay hocamıza selam olsun) şimşekler çaktı benim için o an

sonra ise aklıma takılan nasıl iki dilde de bir birleşik kelimenin aynı iki kelimenin birleşiminden olduğuydu
(tabi bizde bal-ayı kelimesindeki ay’ın takvim ayını çağrıştırması oysa ingilizcesinin uydumuz olan ay’ı kullanması tek farkken bu iki kavramın sesteş olan ay sözcüğüyle anlatılması da bu farkın gözden kaçmasına sebep olmuştu)

illaki bir dile diğerinden geçmişti ama deli gibi türkçeci olan gönül bu kelimenin ingilizceden geçtiğine razı olmak istemiyordu bir türlü
sonra (bize öznorveççe bir muz kelimesi olamayacağını öğreten Kadir Cangızbay hocamıza bir kez daha selam olsun) bizim türk kültüründe balayı diye bir olgunun olmadığı düşününce haliyle bu kelimenin kökeninin türkçe olamayacağını anlamış oldum
zira bizde gelin ata biner güveyin yani kaynanasıyla kaynatasının evine gider yani balayına çıkmak gibi amerikanvari bir anane yok bizde

böylece bizdeki durum iyi kötü açıklığa kavuşunca peki diğer dillerde durum nasıl deyip akabinde iyi kötü bildiğim latin kökenli dillere bakmaya karar verdim ve benim için asıl macera bundan sonra başladı

kelimenin fransızca karşılığı olarak lune de miel i buldum -tamamıyla ingilizcedeki gibi aynı bal ve aynı uydu olan Ay-
bir de partir fiiliyle kullanılan voyage de noces var ki işin ilginç kısmı burası zira türkçeye birebir olarak –naçizane– çevirince düğün(ün) tatili oluyor balayı yani
partir fiiliyle de kullanınca tam olarak balayına çıkmak manasına geliyor ki bu da neden balayına ingilizcedeki gibi gidilmeyip
(go on) çıkıldığını anlatıyor
y
ani balayına çıkmak amerikanvari bir kavram değil tamamıyla fransızvari bir kavrammış –en azından kelime olarak–
ki burada tek düşündüğüm bilhassa osmanlı zamanında fransa ve fransızca ile olan büyük muhabbeti nasıl düşünmeyip kelimeyi ingilizceye yorduğum oldu

bu arada almanca karşılığına da die flitterwochen” ı buldum kelime der flitter ve die wochen ın birleşmesi burada diğer iki dildeki gibi ay yok hafta var diğer kelime ise hiç duymadığım bir kelime sözlükler sağ olsun ıvır zıvır, pul ve de gelin pulu gibi karşılıklar buldum ama almancadaki hakimiyetim beni daha ileriye götüremedi maalesef bir diğer bulduğum derhonigmond” ise diğer latin kökenli emsalleri gibi aynı bal (der honig) ve de aynı uydu olan ay’ı (der mond) işaret ediyor birebir –yine naçizane– çevirince düğün (die hochzeit) seyahati (die reise) anlamına gelen diehochzeitsreise” de yine balayı (tatili) manasına gelmekte kullanılan fiil ise ingizcedeki gibi gitmek (gehen)

bir de hazır bulaşmışken japonca‘da durum nasıl diye baktım ve bulduklarım şunlar oldu: ingilizceden geçmiş ハネムーン  (hanemuun); türkçedeki aynı mantıkla çevrilmiş 蜜月 [ みつげつ – mitsugetsu (bal – takvim ayı) ] ; ve de bol kanjili 新婚旅行 [ しんこんりょこう – shinkon ryouko (yeni evli seyahati) ya da kanjilere tek tek baktığımızda yenievlilikyolculukgidiş) ] kullanılan fiil de “出かける” [ でかける – dekakeru – çıkmak ]

ama sonunda ekşisözlük sağ olsun kelimenin hikayesini de öğrenmiş oldum kısaca özetlersek balayı yeni evlilerin bal şarabı içtikleri 1 aylık süreye verilen isimmiş

bir de urbandictionary.com’dan eski cermenlerde yeni evlilerin doğurganlığı artırmak ve erkek çocuk doğurmak için bir ay dönümü süresince bal likörü ( aşk içkisi ) içme gelenekleri olduğunu ve ingilizceye de buradan geçtiğini öğrenmiş bulunmaktayım

yazıya başlarken bilgilerim bu kadar değildi aman en doğrusunu yazayım diye o sözlükten bu siteye her kelimenin hem anlamına hem de kullanımlarına bakıp durdum ama şu anki yaşadığım şey yorgunluktan çok bunca şeyi yazarken aldığım zevk

ha bu arada bir de benim pek sevdiğim portakal meyvesi ile ilgili böyle etimolojik bir yazı için lütfen buyrun

ve son olarak da (aslından buraya sıkıştırmak iztemezdim sadece zamanı öyle denk geldiği için yazmadan edemedim) televizyondaki sayılı kaliteli ve güzel işlerden biri ve şu andaki en kaliteli ve en güzel dizi olan türkan maalesef bitirtildi bilhassa uğur polat‘la beni hepten kendine aşık eden diziye sanırım bir ben bir de babaannem bakmışız (11’den sonra başlayan bir dizi annemin uyku saatleri içinde kalıyor maalesef) bizden başka seyirci çıkmaması ve de siyasi sebeplerle biten dizinin ardından ne desem bilemedim açıkçası (şu anda aslında herkes seyirci kalmış demek ki diye bir laf esprisi bile yapmak istemiyorum beni böylesine üzen bu haberin ardından)

Reklamlar