Etiketler

, , , ,

geçtiğimiz ay bu blog aleminde 5. yılı devirince istedim ki şöyle bi geriye dönüp bir nostalji rüzgarı estireyim (en azından yazının burasında niyetim böyle)

blog olayına ilk girdiğimde üniversitede 1.sınıftaydım
o zamanlar tek derdim her yeni öğrenci gibi derslerdi elbet ondan önce de baba gibi bi yurt sorunum vardı ki allah düşmanımın başına bile vermesin
yurt yedek çıkınca ilk bir ay o odadan öbür odaya taşındım durdum -hatta başka yurttan başka yurda- neyse ki sonra iyi kötü bi oda ayarladılar bana

-adını binbir lanetle anacağım herhangi bi oda arkadaşım olmadığından buradan çıkacak en manyak hikaye başta kuş ve bf’sinin beni mizah dünyası ile tanıştırması akabinde dersi mersi bir kenara itip penguenlombakuykusuz hatmetmem olur herhalde sonrası da imza günüsü, stand up gösterisi felanı falanı-

yurt ortamı elbetteki okuldan falan çok çok ayrı
insanın biriyle ahbap olması başka her gün onun sesiyle gözünü açması akabinde yüzünü görmesi ve akşam yatana kadar da bu ikilinin kısır döngüsüne sıkışıp kalması çok çok başka, müdireleri kantin görevlilerini hizmetlileri saymıyorum bile, plastiğe benzer yemekler ise anlatılmaz yaşanır bi konu

ama üniversite okumanın en kötü yanı kuşkusuz evden 4 sene ayrı kalmak

hayır mırç mırç aile çocukluğu değil kastettiğim ve elbette gün gelecek aileden başka bi dünya göreceğiz ama durup dururken evi barkı bırakıp 4 sene ailecağızdan başka insanlarla yiyip içmek yatıp kalkmak, sonuçta insanın sevdicekleriyle geçireceği ömür belli ve onu bırakıp gitmek saçma geliyor açıkçası bana (tabi burda olayı gurbete gitmek gibi anlattığım farkındayım ve beni bilenler de yuh be sinem sen ki ayın yarısını evinde geçiren insan bari sen deme diyordur kesin)

velhasıl-ı kelam üniversite bitti belki ama pek sevgili zeloşka‘nın dediği gibi biz de bittik zira sağ görüşlü ve o kadar da dar görüşlü bir okul insandaki potansiyel otluğun ortaya çıkması için oldukça elverişli bir ortam açıkçası

koskoca üniversite hayatını böyle anmam/anlatmam ise harbiden çok acıklı biliyorum ama benim için okulun tek iyi yanı kütüphanesi, multimedyası ve diğer üniversitelere kıyasla oldukça hafif kalsa da bahar şenlikleri idi gerisi içinse lisenin devamından başka bi şey diyemem herhalde

tabi şu da var ki sadece okul değil bölüm de bi insanı hayattan soğutmaya yetiyor tek başına hayır kesinlikle okumaktan çok çok keyif aldığım bi bölümdü benimkisi ama üniversite düşünen insanlara tek tavsiyem benim gibi iktisadi idari yerine ne bileyim bi hukuk, tıp ya da  öğretmenlik gibi okulu bitirince bi meslek adıyla mezun olabilecekleri bir bölüm seçmeleri -hoş ülkenin durumu da ortada kimi kandırıyorsam ben de-

al şimdi ben bitirdim uluslararası ilişkiler duyan insanda süpersonik bi etki yaratması haricinde başka getirisi yok maalesef

hele okurken insanı kandıran “bu bölümden çıkan her şey olur” geyiği var ki o da “her işi yaparım abi” diyen birinin kalifiyeliğine denk bir cümle benim gözümde artık

neyse bu muhabbet oturun anacağzınızın dizinin dibinde okumak da neymiş haydi kızlar girin mutfağa babanıza atanıza yemek hazırlayın’a dönmeden keseyim zira sonu özlem-chan‘ın her gün dediği bunca sene okumakla boşa vakit kaybetmişiz keşke liseden sonra bi meslek öğrenseymişiz’e doğru gidiyor -şimdi hükümetin ve pek sevgili nimetlerinin düz lise yerine meslek lisesi diye özetleyebileceğim yeni eğitim politikalarından girip kim bilir nerelerinden çıkabileceğimi bildiğim için hiç girmiyorum o mevzulara-

onun yerine chan dedim ya az evvel oradan devam edeyim
malumunuz bir de japonca kursuna gittim şimdi de özlem-chan’la bi taşçıda çalışıyoruz hemen her gün eve benden satıcı olmaz orası tamam da galiba benden hiç bi halt olmaz herhalde diyerek dönüyorum

hoş, insan alışıyor her şeye biz de alıştık netice itibariyle pek çok şeye -hatta belki gün gelir bi malafa da biz yazarız-

bu arada ilk maaşımı da almış bulunmaktayım -hatta tembellik edip geçen ay yazmadığım için ikinci maaşımı da aldım- pek öyle hayal ettiğimiz gibi gidip yemekli sazlı sözlü çengili mengili bi kutlama yapamadık belki ama -zira 300 TL epi topu- evdeki çalımıma diyecek yok iki lafımdan biri “çekinmeyin bundan sonra alın her istediğinizi paramız var artık”

benden gelen para “ekstra” para olduğu için de açıkçası zımbırtıya harcamak için hiç bir tereddüt duymuyorum misal gidip dondurma makinesi alabiliyorum

-bu arada ne çok zorluk çektim dondurma makinesi almadan önce koskoca google bile derdime derman olmadı bana makineyi kullanan birinin yorumunu bi bulamadı ama şimdilik onlar başka yazıya kalsın sapmayayım daha fazla konudan-

maalesef hep böyle eğlenceli değil çalışmak azıcık uyku üstüne gün boyu ayakta dikilimenin karşılığı uykuda konuşup kardeşe eğlence malzemesi olmak oluyor
hatta bi seferinde ben nasıl bi konuşmuşsam kızcağızın da rüyasına girmiş dediklerim akabinde de aynı rüyayı görmüşüz

-abla rüyamda feysbuk alıyorduk sana
+?!
-arkadaşlarının mı ne varmış hep de…
+başka bi isimle mi alıyorduk?
-evet
+ben de gördüm aynı rüyayı
-?!
+?!

yanisi işe ilk gittiğimizde -ilk dediysem en erken iki hafta falan sonrasıdır zira bizi adam yerine koyup muhabbet etmeleri nedense bayağı bi zaman aldı- oradaki bilge insanlardan biri “burada psikolojik tedavi görmeyen yoktur” dediğinde “hadi canım” dediğime pişman oldum biraz

resmen görmemişle oğlunun hesabına döndü bu işim farkındayım ama hem ilk -aslında ilk de denemez bir de bir 1 mayıs günü tuğbacık‘ın beni götürdüğü bi dersanede sınav bekçiliği yapmıştık- hem de bir buçuk senelik ev hayatımdan sonra her yaşadığımız çok ilginç geliyor açıkçası

tamam geçen sene de boş durmadık mutfağa girip durduk, deli gibi film-dizi-anime seyrettik, dil öğrendik, birkaç bankanın sınavına girdik, gezdik -tozduk, buraya onca yazdıklarımızın bi karşılığını alıp salona bi ödül koyduk ama nasıl diyeyim iş pek bi ayrı oldu

misal annemi muhasebecim olarak atadım, kardeşcağzıma bayramda el öptürdüm -evet para beni bozmuş biraz- hatta gün olayına bile girdim hatta hatta maziye flaşbek diye başladığım yazıda bile aldığım 3 kuruşu över oldum ya en iyisi mi sonu olsun bu da bu yazının

Reklamlar