Etiketler

, ,

biliyorum biliyorum ilk bölümü yazdıktan sonra 2. bölüme geçmem neredeyse 1 ay aldı o yüzden beni pek sinirlendiren şu aptal müze kart olayını kısa tutup doğruca tatile geçeceğim

efendim bu sene hakikaten pek çok yer gezdik ama beni en çok sevindiren kaç kaç kaç zamandır, her denizli’den geçişimizde ah ah diye aklımı alan pamukkale‘yi nihayet görmem oldu
evet pamukkale aklımı almıştı almasına ama bu aptal müze karta bayıldığımız 50tl açıkçası daha çok aldı aklımı
kanımca müze kart daha daha nerden para buluruz lan sorusuna cevap olarak bulunmuş bi zamazingo
ilk duyduğumda aa ne iyi lan diye sevindim açıkçası zira bi kart alıyorsun sonra o müze senin bu müze benim ooo ne güzel
tabi ben ankara’da okuyorum bu olay olduğunda yani müze kartı kullanabileceğim 1(bir)’den fazla müze var
ee yaşadığımız yeri de kapadokya diye özetlersek hadi gene kullanacak yer buldum
gel gelelim işin aptallığı bundan sonra başlıyor
öncelikle herkes benim gibi turistik bi bölgede oturmuyor hadi oturdu diyelim peki kaç kere gezecek insan memleketindeki müzeyi hadi misafiri falan gelirse belki onları gezdirmeye, e misafir de anca tatilden tatile gelir
e peki sorarım şimdi kime tatilde misafir geliyor? kimseye
tamam milletten bize ne değil mi? haydi kendimize bakalım
e kim tatilde gezmeye gidebiliyor? hiç kimse
neden? zira herkesin muhakkak bi sınavı var
insan ders mi çalışsın tatile mi gitsin
haydi herkesin de yok ya sınavı diyelim gittik bi tatile
e ne zaman olur bu? yaz tatilinde, e bu kart 1(bir) senelik seneye tatil olunca ben oo her müzeye girilir bununla diye bi 50tl daha mı bayılacağım?

neyse buralar işin çene boyutu
biz gene en iyisi gezimize geçelimpamukkale travertenlerini bilmeyen yoktur muhakka ama kızıl travertenlerin varlığını bimem bileniniz var mıydı

açıkçası bu kızıl travertenleri biz de şans eseri öğrendik elbette pamukkale‘nin büyüklüğüyle kıyaslanamaz bu yüzden içine girilmiyor haliyle biraz minyatür traverten ama renkteki farklılık aşikar sanırım
hoş biz ilk buraya uğradığımız için ben o kadar farkedememiştim ama pamukkale’yi görünce anladım ki pamuk benzetmesi boşa yapılmamış
neyse daha da uzatmadan devam edeyim
öncelikle belirteyim ki pamukkale sadece travertenlerin olduğu bi yer değil vaktiyle burda da bi şehir devleti varmış hatta kleopatra‘nın burdaki havuzda yüzdüğü rivayet ediliyor (galiba buradaki fiil biliniyor ama hem emin olmadığım için hem de rivayet kelimesi kulağa daha hoş geldiğinden böyle demeyi tercih ettim)
ahanda kleopatra havuzu

sanırım yüzmekten ziyade şifalı olması özelliği zira görüldüğü üzre herkes bi taşın başında travertenlere geçecek olursak da onların da şöyle bi hikayesi var efendim
vaktiyle buraya suyundan dolayı bir çok otel kurmuşlar e bi yerde tesis demek eşittir atık demek nitekimde bu otellerin atıkları travertenleri bi güzel sarartmış neyseki sonra bu otelleri kaldırmışlar da kendi beyaz rengine dönebilmiş travertenler
bu arada belirmeliyim ki manyak gibi çizgi film izleyen ve yunan mitolojisi‘ni herkül‘ün çizgi filminden öğrenen biri için bu bölgedeki müzeler resmen maden niteliğinde mermer heykellerin güzelliği bi yana insan hikayelerini bilince şöyle ufak çaplı bi ayakların yerden kesilmesi olayını yaşıyor

ahanda hades ve 3 başlı köpeği ahanda hades ve herkül

neyse daha fazla uzatmayayım ve bi sonraki durağımız efes‘e geçeyim
dediğim gibi pamukkale belki yıllardır aklımdaydı ama galiba
efes görmeyi en çok istediğim yerdi bunun sebebi ise efes‘in sürekli afrodisias‘la kıyaslanmasıydı şimdi gene bi geçmişe dönüp hikayenin başına gideyim
daha önce de bahsettiğim üzre amcamın bi lokantası vardı ve bu lokanta da afrodisias yolu üzerindeydi haliyle afrodisias daha önce duyduğumuz ve aşina olduğumuz bir yerken efes adı daha meşhur olan ve bize uzak olduğundan gizemini koruyan bir yerdi
aslen efes‘in bu meşhurluğunun ardında ise meryem ana‘nın ölmeden önce buraya geldiği rivayeti(rivayeti kullanma sebebim yukarıdakiyle aynı sebepten)

ve bittabi o güzeller güzeli kütüphanesi vardı

bu arada yeri gelmişken fotoğrafların bu denli 80lerden kalma gözüktüğünün farkında olduğumu da itiraf edeyim güneş parıl parıl parlarken böyle kapkaranlık fotoğraf çekerek de fotoğrafçılık konusunda kendimi kanıtlamış oldum artık

daha fazla geyiğe bağlamadan afrodisias‘a geçeyim

afrodisias‘ın maalesef efes kadar meşhur bi yer olmadığını söylemiştim bunun sebebi ise maalesef ki güzergahının biraz ters olması
yoksa hem heykelleri çok daha fazla

hem de meclisi tiyatrosu ve devasa büyüklükteki stadyumu ile efes’ten kat kat daha büyük ama en güzel olan yer elbette yine kütüphane

Reklamlar