Etiketler

her şey cevabını çok
çok iyi bildiğim o soruyu sormamla başladı
"sınav için ankara’ya mı gideyim ki gitmişken de diplomamı da alırım
yoksa adana’ya gidelim de oraları da bi görelim mi?"

evet soru o kadar can alıcıydı ki bi müddet sonra benim sınav mevzu ortadan
kalktı konuşulan konu adanaşalgam zaten tamam ama şırdan
da yiyelim bi de bici bici varmış onu da yiyelim gitmişken iskenderun‘a
uğrasak ya e o kadar gitmişken de hatay‘a da gidelim mi künefe
yeriz kitir kabak yeriz keşke pasaportumuz da olaydı suriye‘ye de
geçerdik gibi bi hal almaya başladı

böyle vesileler olmasa
insan değil başka ili komşu ili bile görmeyecek imiş (hemen belirteyim o
kadar da cahil cühela insanlar diiliz sadece hem nevşehir ile niğde’nin bi
farkı yok hem de dibimizde kayseri ile aksaray varken ne diye niğde’ye gidelim
kırşehir’i de atlamayım orayı da hadi ankara’ya başka yoldan gidelim derken
görmüştük)

derinkuyu camii

neyse efendim ilk
fotoğrafımız derinkuyu‘dan ve gördüğüm en ilginç minareli camiye ait
hatta caminin mimarisi de bi o kadar ilginç ama maalesef arabadan
çektiğim için yetişemedim biraz burgu makarnaya benzedi ama minarenin silindir
diil piramit olduğu aşikar sanırım (daha güzel bi resmine ise burdan
ulaşılabilir)

bu arada niğde yolunda
farkettim ki nevşehirliler hakikaten ot zira adamların elinden ne hayvancılık
geliyo ne de tarım ne sanayiden anlıyolar ne de ticaretten
gel gör ki halik gene acımış eşi benzeri olmayan peri bacalarını vermiş
gene bu adamları memnun edememiş kıçlarını kaldırıp turizm de yapmıyolar
(gene hemen açıklayım efendim bir üzümümüz bir de patatesimiz vardı önce şarap
fabrikalarını kapattılar ardından yok tarım politikası yok toprağı zehirlediniz
diye patatesi yasakladılar)

niğde - adana yolu

uzun yolculuklardan
öğrendiğim bi şeyi de hemencecik belirteyim eğer gündüz yolculuğu yapıyor
iseniz kesinlikle otoyol kullanmayın hatta hatta çevre yolu bile
kullanmayın sonuçta gezmeye görmeye gidip tek gördüğünüz asfalt yollar
olmasın
ağacın dalına taşın şekline şöyle bi aşık olmadıktan sonra o yol nereye
götürürse götürsün boş kanımca

ayrıca gene söylemeden
geçmeyeyim adana yolu gördüğüm en kalabalık yollardan biriydi ayrıca duble
yol meraklısı hükümet
in nedense atladığı yollardan da biriydi eh böyle olunca
koca koca kamyonlardan yorulup şeker pınarı‘nda bi kahve molası verdik

şeker pınarı - pozantı

her ne kadar bizim
gençler
(babaannemle dedem) 50 sene evvelki halini bildiklerinden biraz
üzülse de biz sadece üşüye üşüye kahvemizi içip ördekleri izledik ki bu
üşümemiz de resmen adana il sınırına girmemizle son bulup yerini "aman
nefes alamıyorum"
a bırakıverdi

ordu evinden seyhan barajı - sevgi adası

bu arada benim için denizli‘den
sonrası adım başı sulama kanallarıyla ve menderes‘iyle gördüğüm en sulak
alandı ama bi yanda barajları bi yanda seyhan nehri ile bu sıfat artık
adana’nın oldu

geldiğimiz akşam adanalar
şalgamlar dondurmalar
ve akabinde bi dönmedolap sefasıyla son
bulurken maalesef ertesi günümüz sınav derdiyle geçti sınav taa 3’te
olduğundan bi yere gidemedik ama sınav yeri Çukurova Üniversitesi
olduğundan gözümüz üniversite gördü ayrıca kendi kampüsümde bile yapamadığım
şeyi yapıp çimlere oturduk

taşköprü üstünden seyhan nehri

sınavdan çıkışımız ise
akşamı bulduğundan sadece taşköprü‘yü görebildik yalnız bi saat
kulesi
varmış buralarda bi de asma altı kebapçısı diye girdiğimiz
elektriğin henüz varmadığı sokağın birinde "allahım her halde
çıkamıycaz burdan"
diye de düşünmedim diil (hemen belirteyim de
yanlış anlaşılmasın adana orta refüjünde ağaç olan her yer gibi oldukça güzel
büyük ve de gelişmiş bi şehir hatta orta refüjünde palmiyelerin olduğu
düşünülürse bu güzelliği 10la çarpmak daha isabetli olur sanırım)

velhasıl-ı kelam adana
oldukça güzeldi hele bizim gençler için sıcağı bile tek başına yeterdi ama yolcudur
abbas bağlasan durmaz
elbet bizim için de geçerliydi

3.gün: iskenderun –
antakya ile devam etmek üzere

Reklamlar