Etiketler

, ,

mide ağrısı, bulantı, uyku hali ve hatta yüksek tansiyon

asıl amacı açların düşkünlerin halini anlamak olan ama bizim çok yiyip tokların halini anladığımız ramazan ayının son günlerindeyiz, yiyemeyenler için kesilmesi gerekirken kesenin elinde kalan kurbanlar’ın ve müslüman görünme derdiyle hacca gidenlerin zamanı olan kurban‘na ise şimdi hiç girmiyorum çünkü yaklaşık 1 aylık yokluğumdan mütevellit hemmen bi potpuri (evet kelimenin doğrusu bu imiş ben de yeni öğrendim) yapma arzusu içindeyim

 

efendim bu uzuuun yokluğumun sebebi bilgisayar denen mekanizmanın çökmesi idi hayır kendi kendine çökse gene iyi ama yanında götürdüğü çektiğim onca fotoğraf, ordan buradan topladığım onca resim e-kitap pdf, kurduğum onca program, güç bela indirdiğim onca anime

ah ah içim acıyo dostlar

yani neymiş efendim elektronik alete güven olmaz imiş

artık tek dostumsun “D”

“C” sana güle güle

 

tabi onca fotoğraf gidince buraya ekleyecek bi şey kalmadı derken pek sevgili başakka’ya daha önce yolladığım hacıbektaş fotoğraflarından 3-5ini kurtarabildim ama gitti mezuniyet fotoları en çok ona yanarım(bunu okuyan lütfen yalvarırım elindeki 2 fotoyu bile gönderirse çok ikrama geçer)

 

hacıbektaş 1hacıbektaş 2hacıbektaş demişken hemen ona bi değineyim

bu sene okul sınav mezuniyet derdi 2 çocukta da olunca annecağızımın pek istediği kıbrıs gezisi suya düştü biz de illa bi yere gidicez ya hadi hacıbektaş’a şenliklere gidelim dedik (ki diyen de gene annemdi)

aslen selda bağcan dinlemeye gitsek de vakit de erken olunca annemle delikli taş’tan geçip hacı olduk her ne kadar benim bildiğim rivayet o taştan anca günahsızların geçebildiği şeklinde ise de hala kıçımı kaldırıp dorusunu öğrenmedim çünkü her iki hali de hoştu bana göre

peki sinem neymiş bu delikli taş diyenlere kısaca anlatayım

efendim şimdi rivayete göre (babaannem’den duyduğum) pir sultan çilehanede ibadetini tamamladıktan sonra bu delikten geçer ve günahları affolur

delik hakikaten ufak, çadır büyüklüğünde bi kayanın içinden geçip delikten çıkılıyor ama tavanı oldukça alçak olduğundan o kayaya girmek bile ayrı bi cesaret istiyor kanımca

dediğim gibi delik ufak ama hemen ardımızdan gelen belki babamdan daha şişman olan bey bile geçti

ayrıca şunu da belirteyim delikten o kadar çok geçen olduğu için taş artık parıl parıl parlıyor idi

 

efendim bu da böyle bir maceraydı diyorum ve gündelik işlere geçiyorum

 

turtatamam belki ramazandayız ama durmak yok mutfağa devam diyoruz bu ayki yeni denediğim tarifler la cucina italiana’dan turtave arnavut böreği oldu

pushing daisies’i artık ned’e imrenmeden izleyebileceğim çünkü kalan hamurundan yaptığım kurabiye bile süper ötesi olmuştu hele ki ayva marmeladı ile hepten süpersonik oldu ama çilek reçellisi o kadar güzel olmadı ki onu da yanlış sırayla yoğurmama buluyorum

böğrekimiz ise kanımca gene süpersonik olmasına rağmen evimizin şefi babam tarafından biraz kalın bulundu ama pek sevgili ayla’dan aldık yeni bi tarif bayramdan sonra bi de onu deneriz bakalım

bir de selanik gevreği var ki o da artık evimizin demirbaş tariflerinden oldu

 

dumanbunca yazdığım şey arasından nedense sona kalan (bi önceki yazımda ne kadar içten bahsettimse) nihayet yenisine kavuştuğumuz kedimiz duman ve artık vataşi va candy’i anlamamı sağlayan japonca kursumu da yazıp noktalıyım

herkese iyi bayramlar efendim

Reklamlar